Bu Blogda Ara

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Tepenin Arkası Aşk

İstanbul semaları açık, hava kararmaya yakın. Karşı tepenin arkası kıpkırmızı, karşı tepedekilere göre tepenin arkası deniz. Sıcaklık 25 derece civarında , karşı tepenin arkası daha fazla olmalı… Yer boğazın herhangi bir kıyısı, kıyısında bir yaya yolu, sıra sıra banklar, banklardan dördüncüsü. Yine buradayım işte, refleks olmaya başladı artık her akşam buraya gelmek. Gelmek az zahmetli aslında ama gelmekle ilgili bir kafaya koymuşluk yokken burada buluyor olmak kendini her akşam… Her gün batımı…
Karşı tepenin arkasındakilere göre hava hoş, biraz sıcak… Hep böyle sıcak olmaz burası, çok soğuk olduğu zamanları hatırlarım. Elin avucumda, başın omzuma yaslanmış, sözcüklerim karşı tepenin ardına doğru … Çok değil geçen soğuklarda

Kız : Üşüyor musun?
Oğlan : Aslında biraz
Kız : Peki aramızdaki ısı transferi bile ısıtamıyor mu seni?
Oğlan : Termodinamik yapma bana şimdi
Kız : :) Cahilim benim
Oğlan : Cehalet mutluluktur.
Kız : Çok seviyorum seni.

Merak edenler için, yalnızım şu an bankta otururken… bunlar aklımdan geçenler, siz tesadüfen düşüncelerimin geçtiği yerde bulunuyorsunuz. Kendi kendine gülümsemek aptalca görünmüyor olabilir karşıdaki tepenin arkasından, görünmüyor olabilir belki de hiç… Daha önceki öpüşmelerimizi de görmemiş olabilirler. Parmaklarımın yüzüne değdiğinde dudağının bir tarafıyla gülümsemeni, bu yaya yolunda sanki kimseler yokmuş gibi, nefes nefese öpüştüğümüzü… Ama hep burada dördüncü bankta…
Bağdaş kurmuş bu yol üstü bankta, elin ceketimin yakasını çekiştirirken, çok değil bu sıcakların başında

Kız : Hayatım
Oğlan : Efendim
Kız : Sende hissediyor musun?
Oğlan : Hisli biriyimdir biliyorsun.
Kız : :) Çok şanslıyız biz.
Oğlan : Evet sadece milli piyangonun bunu kanıtlamasını bekliyoruz.
Kız : :) Pis budala
Oğlan : :)
Kız : Çok seviyorum seni.

Merak edenler için, yalnız oturmamın nedeni sevgisinin bitmesi… sevgisi bitmiş, öyle söyledi bana artık bu ırz düşmanı sıcaklar başlamazdan hemen önce. Öyle söyledi ki en yakın tekel bayiinden gidip alasım geldi. O kadar pozitif bilimsel yaklaştı. O kadar kısa sürede alışıyor ki insan refleks oluyor kısa süre sonra. Bu bizim ritüelimizdi , her akşam burada, ama hep aynı bankta … kafenin oradan dördüncü bank… sözcüklerimiz buradan karşıdaki tepenin arkasına doğru. Bankın en ucuna ilişmiş sen, kaşların çatık. Bakışların garip, ellerin titriyor. Çok değil çok yakın geçmişte…

Kız : Sevgim bitti
Oğlan : Oldu peki, alalım ne kadar lazımsa
Kız : Ciddiyim şapşal, hissetmiyorum eskisi gibi, hissedemiyorum.
Oğlan : Tamam o zaman, sen öyle dedin ya , bitsin o zaman bari
Kız : Anlamıyorsun beni
Oğlan : Anlaşılır konuşmuyorsun
Kız : Anlamıyorsun

Merak edenler için, öyle dedi ve gitti. Gelmedi henüz geri, ben ise sanki bu bank benimmiş , o da sanki benim bank arkadaşımmış gibi buradayım hala. Güneş görünmez oldu karşı tepenin arkasında, oradakiler görüyordur hala belki. Ben göremiyorum artık, pek sağlıklı düşünüyorum da denemez aslında son günlerde. Tepenin arkası gündüz , burası gece…
Ben gideyim artık bugünde gelmeyecek herhalde…..


Fatih ÇIRPAN
21/06/2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder