Nereye baksam nostaljik bir havasını daha keşfediyorum buranın ... Çok sık geldiğim bir yer oysaki ... her zaman ki masada ve hatta aynı sandalyede oturmuşum . Dişlerimi sıkmışım bekliyorum. Çok karamsar bir gün değil aslında ve dişlerimi sıkışımın da bununla bir alakası olduğunu sanmıyorum . Burada ayılmış gibiyim sanki bu güne ait bir kare bile yok gözümün önünde ... Masanın üstünde benim için hazırlanmış bir şey göremiyorum . Acaba ne kadar zamandır buradayım . Kafamı kaldırıp garsonu çağırıyorum.
- Bir buzlu çay alabilir miyim ?
- Elbette .
- Teşekkürler .
Kısa diyalogundan sonra kaldığım yerden sürdürüyorum düşünce jimnastiğimi ... Kötümser olmak istemiyorum. Ama hiçbir şey hatırlamıyor oluşum itiyor beni bu karamsarlığa . Bir an için beni terk ettiğini düşünüyorum . Evet işte bu düşünce beynimde çok büyük bir uğuldama yaratıyor . Hiçbir şey hatırlamıyor olmama rağmen en çok bu düşünceyi sahipleniyor beynim . Ismarladığım buzlu çay geliyor .
- Pardon garson bey , biraz garip bir soru olacak fakat ne zaman buraya oturduğum hakkında bir bilginiz var mı?
- Tabii ki , yaklaşık 2 saat kadar oluyor.
- Peki yalnız mıydım ?
- Evet , masaya oturdunuz ve şu ana kadar hiç konuşmadınız .
- …………
- Yapabileceğimiz bir şey var mı efendim ?
- Yo teşekkürler.
Garip bakışlar atarak yanımdan uzaklaşıyor garson ... Kahretsin yapayalnız hissediyorum kendimi bir anda ... Yüz hatlarım donuklaşıyor , bakışlarım silikleşiyor , soğuk hissediyorum . Sen geliyorsun gözümün önüne , sonra birlikte yaptıklarımız ...
Yalnızlığı hiç düşünmemişken birden sensiz oluveriyorum . Dizlerim çözülüyor , ellerim titremeye başlıyor . Başımı ellerimin arasına alıyorum . Kendimi hiç bu kadar sana ait hissettiğimi hatırlamıyorum . Ellerimle şakaklarıma bastırıyorum bunların gerçekliğinden emin olmak için ... Artık yanımda , benimle olmayacağın düşüncesinin karşısında utanarak ağlamaya başlıyorum . Gözlerimi silip , kafamı kaldırıyorum oturduğum yerden ... Ve birden bire kapıdan içeri giriyorsun ... Yanıma geliyorsun , gözlerine bakamıyorum . Kalkıp sıkı sıkı sarılıyorum sana sanki içime sokacakmış gibi
- Ne olur terk etme beni diyorum.
- Terk etmek mi o da nereden çıktı durup dururken diyorsun.
- Ağlamaya başlıyorum .
- Neler oluyor burada bakayım benden habersiz. diyorsun
- Hiç , sadece seni çok özlemişim diyorum .
- Gülmeye başlıyorsun .
Kötümser olmak istemiyorum . Hatırlayamadığım bir çok şeyin beni nasıl biz yaptığını hatırlıyorum . Hatırlayamadıklarımdan bir an için beni terk ettiğini düşünüyorum ve ölesim geliyor .
Fatih ÇIRPAN
2002
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder