Yanıt ise çok yalın. Üşüyor
- Ayrılmalıyız.
Gözüm seğiriyor , hayra yorasım da yok . Çok seçkin ve tekil yalnızlık, yanına yaklaşılmıyor. Boşayalı çok oldu zamansız uyanmaları , daha çok uyumalıyım orası kesin. Saat sabaha karşı 3:00:35 di az önce , oda da siyah her şey gibi, kalkasım yok yataktan, saat “tık tık”ına sağ ayağımın baş parmağıyla eşlik ediyorum. O saatin bobin telinden bir sigara sarmak lazım , tütün koksun zaman da bizim gibi. Peki ilişkilerin saatini kim kuruyor da, vakti geldiğinde ötüp uyandırıyor bu her şeyi daha gök mavi düşündüğümüz uyurgezerliğimizi. Yaptığım her şeyi yarım bırakmıştım bu saatin alarmından önce , kalan yarıların sigara içmeyen zamanlarını senle doldurmuştum. Çok fena kandırılıyoruz her defasında , bahar oluyor seviyoruz güz oluyor üzülüyoruz. Çok fena hayallerimiz kırılıyor her defasında . Yelkovan da akrebi seviyor belki de o yüzden vakit bu kadar hızlı akıp gidiyor. Onların anlamsız sevişmeleri için hızlı çekim yaşıyoruz aşklarımızı , hüzünlerimizi , yalnızlıklarımızı. Saat 3:10:40 , bu kadar yakınlarken birbirlerine , saatin pilini çıkarmayı düşünüyorum haince . Saniye çok avantajlı aslında bu konuda ve fakat onu kimse sevmiyor, sarkıntı olup duruyor akrebe her dakika . En azından benim saatten saniyeyi söküp çıkartmak istiyorum sonra , biz rahat edemedik onlar etsin bari. Saat üzerine bu sapıklık yarım saattir sürüyor zihnimde . Kendisinin de hiç sevmediği şeyler düşünme tamponu gibi gidip gidip saate “tık tık”lıyor adice. Bu kadar uyumayınca oluyor böyle şeyler , kalkasım hala yok ama doğrulasım var. Doğruluyorum o zaman ben de. Ama benim doğrulmamla bir şey değişmiyor , doğrulan başka hiç bir şey olmuyor. Aslında ben bile dosdoğru doğrulamıyorum , istesem de yapamıyorum omurgam yamuk doğuştan. Oysa yelkovan ne kadar doğrusal , belki de o yüzden onun ilişkisi sürüyor milyarlarca yıldır. Ayağımı yorganıma göre uzatıp yatıyorum tekrar. Şu an için bir faydasını görmüyorum bu hadisenin belki yarın sabah. Belki biraz uyursam , belki de doğrulabilirsem sabah her şey daha doğru olabilir . Yine buluşuyorlar işte 3:15:00 , yaklaşık 45 saniye kadar sevişecekler , kıskanıyorum bariz. Her şey olağandı aslında , olağandışı olan konuşmaydı .Hava soğuktu , soğuklar yeni başlamıştı. Biz başlayalı birkaç sene olmuştu. Daha önce birlikte üşümüştük benzer soğuklarda, ben ona montumu vermiştim kahramanca . O gün çok sevinmişti , biraz sevgi biraz “seviş benle” dolu bakmıştı. Dün buna aldırmadı , bunda aldıracak bir şey kalmamıştı. O hiç bir şeye aldırmasa da çok güzeldi dün olduğu gibi , ben özel günleri saymayı hiç başaramamıştım. Eli bende , gözü yerde , aklı bambaşka bir yerdeydi . Sanırım orası buradan çok daha sıcaktı . Tam o esnada yelkovan ne gibi duygular içindeydi bilemiyorum. Çok sıradan sordum , çok sıradan ilişkimizin , çok sıradan bir buluşmasının çok sıradan bir zamanında.
- Neyin var ?
Cevap ise çok yalın. Üşüyor
- Ayrılmalıyız.
Fatih Çırpan
14.mart.2005
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder