Deniz kenarındayım.Karanın kenarındayım da diyebilirdim. Öylece dolanıyorum etrafta , bir iki takacı bir iki kaya balıkçısının tahriklerine uymayarak devam ediyorum yoluma. İstanbul böyle bir şehir her tarafı deniz kenarı. Birazcık gücün olsa bütün İstanbul’u yürürsün aslında. İstanbul’u İst diye kısaltmakta doğru değil aslında , bu şehri sevenler –edebiyattan anlamalarına rağmen- anlata anlata bitirememişken bu şehri, mektubu gönderenin mektubu alana özet bir şehirmiş izlenimi vermesi sorumsuzca . Vücut çalımı devam ediyorum yoluma , başka türlüsü söz konusu değil. Herkes deniz kenarında ve denize doğru bakmakta. Kimse beni görmeye ve hatta beni görüp de çarpmamaya gelmemiş. Kişisel bir seçim bu ,denize bakmayı seçenler patır kütür çarpışıyor ve fakat ortada bir şiddet yok. Ben daha dikkatliyim ,denize bakmaya gelen bir şiddete çarpma ihtimali üzerindeyim. Milli takım neden eminönü’nde idman yapmıyor? Brezilya sahilleri de benzer kalabalıkta aslında belki de bu yüzden o kadar yetenekliler. Ronaldinho’nun dondurmacı çocuk olma ihtimali nedir acaba? Ne kadar sıcak olursa olsun hava, boğazın o serin esintisi hep mevcut. Şu anda esiyor alçak tondan ve fakat esmese beş dakika ter belki de çıkacak dondan :). Az biraz nefeslenmek için terk ediyorum sürüyü ve oturuyorum her halinden bu sabah havanın güzel olmasından faydalanmak için oraya inşa edilen kafekonduya. Kafekonduda menü kısıtlı , sade çay , bişeyli çay , buzlu çay , nescafe , meşrubat !! Bunu duymayalı , seslendirmeyeli çok olmuştu. Çayın çeşidi sebil fakat meşrubat genel hatlarda sunulmuş. Gelen garsona ben bir meşrubat alayım deyip renk katıyorum yalnız oturma faslına. Gözümün biri garsonda diğeri denizde , bakınıyorum tekrar. Yan masada yenildiği her mimiğinden belli olan ve bununla kalmayıp hesabı ödemek zorunda kalan bir vatandaştan tavlasını rica ediyorum. Kendimle tavla oynicam. Çok çelişkili bi duygu bu hem kazanıcam hem kaybedicem. Bakalım hangisini daha çok önemsiyorum bir durum. Pazar günü insan testi !!! Meşrubatım geldi az önce , kendisi ilk defa karşılaştığım bir şey. Gazlı içecek yazıyor üstünde , silinmekten o kurtulabilmiş daha doğrusu. Bunun dışında hiçbir fikir vermiyor bize bu içecek. Olsun varsın biz yinede içeriz. Belki beğenmeyiz diye hesabı peşin almak zorundaymış sayın garson. Varsın alsın biz yinede öderiz. Neyse oyuna başlar başlamaz , kötü zar atan tarafa acımaya , ona karşılık attığı ballı zarlarla acımadan ve sırıtarak oynayan tarafa sinir olmaya , durumun sürmesi halinde o ezik tarafı tutmaya başlıyorum :). Çok saçma aslında , zar da tutabilirim , yada o ballının attığı zarları değiştirebilirim. Hiç birini yapmıyorum , sadece zayıfı tutuyorum. Böyle bir dert babası yanım(ız) var. Neden kaynaklandığını düşünüyorum bir süre , cevap sanırım fazla arabesk büyümem(iz). Gerçi benim etrafımda başı daha da arabesk dumanlı ve fakat her zaman kazananı tutan adamlar da var. Demek ki cevap bu değil. Pazar günü insan bilmecesi !!! Bilmeceye kızan adam var mesela , bilemedim efenim pas diyemiyor , ilişkili kutucukları çözüp tahminde bulunuyor , olmuyor eski bulmaca çözümlerine bakıyor , hastalığın şiddetine göre arkadaşına telefon bile açabiliyor. Ben hiç öyle değilim bilakis çok kolay bilemedim pas derim. Dedim bile şu durumda , oyuna dönüyorum , ballı olan taraf durumu azıtmış skor 3-0 hemen bir şeyler yapılmalı. Ama kendimi veremiyorum ki oyuna doğal olarak ballı olan kazanıyor. Dikkat problemimin nedeni yan masada oturan kız. Çocuğun içine düşecek çocuk biraz geri çekilmese. Kız çirkin bi tip , çocuk fena değil :) . Yani en azından o kıza göre öyle denilebilir. Arada sırada söz hakkı bulabilen çocuk o hakkını zaman zaman konuşmamak yada konuşulanı geçiştirmek için kullansa da kız pek sallamıyor. Duruyor duruyor ve ;
-kız : Ayyyyy , özür dilerim geçen gece internetim bozuldu , gelemedim çete
-oğlan : Hııı , önemli değil
-kız : Çok bekledin mi beni ?
Kız gözüktüğü kadar aptal değil , soru tuzaklı. Hemen çocuğun yanına gidip taktik vermek istiyorum fakat zarları kim atıcak o zaman. Yalnız aklıma takılıyor , interneti nasıl bozulur bir insanın . Bunu düşünür düşünmez geçen gece yaşadığım bağlantı problemim geliyor aklıma şaşırıyorum. Bu kız bozmuş olabilir mi gerçekten !!!
Skor 4-0 daha fazla dürüstlüğün alemi yok. Basıyorum hileyi , Allah Allah sayıyla mı verdiler seni başımıza !!! Ne lazım güzel ezik kardeşim düşeş , tak al sana düşeş :)
Oyun 4-5 bitiyor. 2 ters bir düzlüyoruz ballıyı , neşeleniyorum. Sadece meşrubat içmenin bu kafekondu da 20 dk ya tekabül ettiğine dair bir bakış atıyor peşin garsonumuz. Kalkıyoruz masadan , ellerimiz ceplerimizde devam ediyoruz gezintiye. Ahhh diyorum peşin ödemeseydim hesabı , ödetmez miydim sana ey ballı :)
Fatih Çırpan
01.Temmuz.2005
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder