Bu Blogda Ara

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Anonim Ruh

Şimdi geriye doğru akmaya başladı her şey, hareketler, sözler, düşünceler… İlk olarak hatayı nerde yaptığına dair belki de tek şansı, ileriye giderken beceremediklerinin üzerinden geçerken fosforlu kalemle, işte şimdiydi. Şimdi miydi aslında şimdi olanlar, bütün yaşanmamışlıklarının dışavurumu muydu yoksa şimdi… Neyi çözeceğini tam olarak bilemese de, hediye gibi düşündüğü, yada böyle olacağı bilmem kaç kitapta birden yazan ilahi bir anı yaşıyordu. Yavaş çekim bir geriye dönüş. Başa aldıkça kızgın, kızgınlıklara kırgın, zaman zaman heyecanlı, grafiklerin parıldayan ışıldaklarının arasında görmese kendi silüetini, rahatlıkla ustaca kurgulanmış bir dram izliyormuş gibi hissedebilirdi kendini. Ne kadar kendinden uzaktı bazı anlar,bazı anılar. Her zamanki hızlı ve önyargılı yargılamasını çalıştırıyor olsa çoktan kapamıştı gözlerini bu çok melodram ağır çekim kısa metraja şimdiye kadar. Gerçi şimdi şimdi değildi, çok talihsiz bir yanılsamaydı şimdi, şimdi eski zamandı. Elleri simsiyah incir lekesi, bacağında en sevdiğini hatırladığı şortu, aklında yeni yetme abisinin kasetlerinden takılan az özgün bir melodi, bütün çocukluk arkadaşları, bütün çocuklukları, kahraman ilan edildiği ama hiçbir zaman anlattığı gibi olamamış mahalle aşkı… Gerçekleşmediği burukluğu oturmasa yüreğinin dört kapakçığına birden, şimdi belki de eskiydi. Eski güzeldi görüntülerde hala, keşkeydi. Burukluk kalıcıydı, acıydı, asidikdi. Yüreği kocamandı eskiden, şimdi biraz tutukluk yapıyordu. Durmak için zorunlu arayı verdiği bu yürüyüş parkının müdavimleri koşuşturuyordu etrafta. Dizlerinin üzerine çöktüğünü hatırlıyordu, sonrası Avrupa sineması, hem de yaz sineması , kaçak sigara içmek serbest. Şimdi hangisiydi… Zaman kavramı kalmamıştı artık sanki, fiziksel bütün acılar yoktu, şimdi eskidendi, eski yepyeniydi, özgürdü…

Fatih ÇIRPAN
22/06/2008

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder