Bu Blogda Ara

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Rock'N Joke



Yıllardan yollardan 2009, yazlardan temmuz ve sıcaklardan sahara bir İstanbul zamanlamasına denk geldi bu sene Raku'n Joke. Daha önce kimi seferler gidilmiş ve fena halde şakalanmış ve tekrar gidilmemek üzere yaz başında kışlıklarla hurçlanmış olsa da, gerek temmuzun kana festival katması, gerek Linkin Park'ın bizatihi varlığı ve önem sırası şampiyonu bedava VIP biletlerimiz(4) sebebi ile gidilesi oldu Raku'n Joke 2009. Beleş bilet sayısından gaza gelip, önceki seferler gerek yaş engeli gerekse PowerTürk repertuarı itibari ile festival teklifine yakınsayamayan erkek kardeşim Mehmet(15) ve yeğenim CanTunç(18), beleş kontenjanından davet edilmeyi müteakip 1.6 milisaniye içerisinde etkinlik planına dahil oldular. Ekip olarak 4 erkeği ihtiva eden bu küçük kabus, cumartesi günü gündüz sahnesinde Emre Aydın'ı kaçırmamak için yola çıktı. Toplasan 1 Voltran etmez 4 kalitesiz aslan robotu olarak Festival alanına varamadan hiç biletlerimize yakışmayan hareketlerde bulunduk. VIP olmayan insana VIP bileti verirsen sanırım sonuç tecrübelendiği gibi olur; daha otopark girişinde biletinde yazan VIP den antibiotiksel etkilenen kaptan şoför Löwent yolumuzun önündeki ilk görevliye camı yarım açıp, yüzü görevliye 70 derece açılı şekilde "VIP" buyurdu. Devrisi komedi, biletleri bagajdaki çantada unuttuğumuzu farkettikten sonra biletleri almak için otopark sırasının paralelindeki VIP park yolunda duraklayarak bagaya yöneldim. Kimi jandarmaların şahitliğinde açılan bagajdaki manzara tüm çevrenin bakışlarına maruz kaldı.Çünkü bilet barındıran çanta dışında bagajda görüntülenen nesneler : "karpuz (diyarbakır)" "voleybol topu" "havlu" "kanvas pantolon" ve "kösele bir çift ayakkabı" oldu. Bu kombinasyonun festival yoksunu hangi koşullarda bir araya gelmişliğini anlatmak ister gibi baktımsa da, yine de festivalde bu gibi bir ekipmanla ne yapmayı hedeflediğimizi pek çıkaramayan jandarmanın şaşıran bakışları arasında MIP otoparka parketmek üzere yolumuza devam ettik. Sonrası öncesini aratmaz kimi VIP muamelelere maruz kalarak ulaştık festival alanına. İstanbul Park da ilk yılı festivalin, denilebilir ki çok yakışmış buraya, hatta üstüne tam oturmuş. Düzen, temizlik, sponsor locaları, restoran dizilişleri, alternatif sahne kalitesi ve yaratılan sıcaklık, saharaq sıcağından da alarak gazı katıştırmış tüm güzellikleri. Bu seneki ekstra tatava VIP Lounge denen ve ana sahnenin yakışıklı bir cephesinde bulunan, en raku'n sex ben giyinirim ünlü ve ünsüzleri barındıran bir nev-i barınak. Önüne gelene birayı şaşal şaşal tıkayan abilere ve kafayı 3-4 haneli rakamlarda tutmaya dikkat olmaları konusunda anlaşmaya vararak salı(k) veriyoruz genç güruhu. Emre Aydın sahnesinde beraberiz yalnız, oldukça başarılı 50 dakikalık performansı Emre Aydın'ın. Ana sahne önü assolist kıvamında kalabalık, saat 16:40, güneş kimi akşamüstü açılarla delme niyetinde yüzümüzün ona dönük kısmını. Memnunuz vardığımız ve seyrettiğimiz için Emre Aydın'ı. Fakat henüz festival alanına insan taşıyan kimi "mekik" ler ile başlayınca mesaimiz ve her sene nasılsa yenilenebilen rakçı gençlikle omuz teması, başlıyor içimizdeki kıllanmalar. Ya bu "rakçıyız abi" ler çok ifade özüründeler festivalsiz hayatlarında yahut bu rocksal akımları başlatan insanlar gerçekten sıkı sarhoşlar. Herhangi bir ayrık zaman diliminde küstahça eleştirebileceği bir resme gönüllü ve akıllama dalıyor insanlar, sanki yarın aynı kişi olmayacaklarmış gibi. Daha çok Rap/R&B tarzı giyinmiş ve kendilerine göre herkesler tarafından gıpta ile bakılan dövmeleri ya da olmaz yerlerine delik açılarak takıştırılmış çeşit çeşit aksesuarlarla donanmış 1000lerce kişiyi kısa süre sonra farkedemeyerek devam ediyoruz güne. Buna alışabilmiş deilim, kıyafetlere ve onlar içindeyken takınılan tavıra bakarsak az sonra sunucu çıkıp "Fuck'n Coke başlamıştır, herkesin tuttuğu kendine" deyip çekilecek ve herkes eline denk gelen diğer herkesle sevişmeye başlayacakmış gibi hissediyorum. Tabiidir ki böyle bir rüya gerçeğe dönüşmüyor ve VIP lounge daki yerimize dönüyoruz sağ salim Löwent ile birlikte.
Bu ve ertesi günü kimi grupları sıraya dizerek planlamaya çalışıyoruz Löwent ile birlikte. Seyretmek istediğimiz isimle çoğunlukta bu sene ve fakat bu hiçbir şekilde VIP insanlar gezmesin hemen sçsın şuracığa mantığında loca yanına konuşlandırılan seyyar tuvaletlerden gelen keskin kokuyu engelleyemiyor. "
Rock'n Bok" oldu diyor löwent, haksız sayılmaz. Bu kadar uzun koklayınca, mide bulantısını hemen müteakip kakası hasıl oluyor insanın, bunu deneyimliyoruz.
Bu kadar VIP güruhunun başka yer yokmuş gibi köşe kapmaca oynadığı bu önemliler locasını boşayıp boşayıp dışarı atılıyoruz Löwent le, kimi işaretli isimleri gözetliyoruz alternatif sahnede, insanlara alışamıyoruz gün bitmeden.
Umarak yarına onları kabullenebilmeyi gidiyoruz başka bir adam akıllı Duman sahnesinden sonra.
Devrisi gün için beklenti Manga,Linkin Park şeklinde seyrediyor ve şansın yardımı ve sıcağın kösteklemesi ile güzel bir gün kapanışı ile nihayete erdiriyoruz bu sene beleşi gelen Raku'n Joke a.
Her sene son konser çıkışı, eşek gibi yürünürken otoparka ediliyor yine aynı yemin bir daha gelmemek üzere bu festival gibi görünen fakat hissedilemeyen şeye.
Düşünüyorum bir dahaki sefere renkli türkçe rüyalardan uyanıp Saki'n Rock dinleyen herhangi bir alt jenerasyon olacak mı ? Cevap hayır, sevindirici....

3 yorum:

  1. Emre Aydın'ı dinlerken çok mutluydu temmuz güneşi altında. Saat 3 yönünden gelen delici ışınlarla yarışan Emre aydının sound u baskındı sanki o bir saat süresince.
    Yazı hep severdi ama güneşe aşıktı. Eğer ki aşıkken dinlediği müzikleri aşk yaşadığı güneşle başbaşayken dinleseydi , bu kadar zevk alır mıydı daha önceleri onu tartamadı o an. Bildigi tek şey mutlu olduğu ve aşk yaşadığı güneşin çok ısrarcı olduğuydu(!)
    Kalabalık: Su!!!

    YanıtlaSil
  2. Uzun zaman olmuştu Kamikaze adlı merkez kaç ve yerçekimi karışımı adrenalin aletine binmeyeli. Adrenalini uzaktan sevmişti hep.
    Artık olgunlaşmış bir karakterle: "Koy poposuna, yürü binelim" tarzı anlaşılmaz bir tutum içerisindeydi. Cesaretini kanıtlayacaktı kendi gençliğine.
    Bindiği gibi sıkıca güvene aldı kendini. Mühendisti, hataya yer yoktu. Kabul edlebilir sakatlıkların kabul edilemeyeceği bir zaman ve mekandaydı.
    Başladı hareket... Çekti ellerini, kaldırdı ayaklarını ve birakti onu bugüne değin kollarıyla sımsıkı saran ve koruyan annesinin ellerini. Yalnızdı artık. Bireydi ve birinci tekil şahıstı. Aşağıda kalanlar için ise "ellerini bırakmış üçüncü tekil şahısa bak" olmayı diledi.

    YanıtlaSil
  3. Bu kadar libido içerikli genç bir kitlenin birbiri ile ilgisiz görünmesi hariç herşey samimiydi gözünde. 20 yaşını devirmemiş olmanın vediği yerçekimine yenilmemiş vücut yapısı sayesinde hoş görünümlüydü hepsi.

    ""
    Buna alışabilmiş deilim, kıyafetlere ve onlar içindeyken takınılan tavıra bakarsak az sonra sunucu çıkıp "Fuck'n Coke başlamıştır, herkesin tuttuğu kendine" deyip çekilecek ve herkes eline denk gelen diğer herkesle sevişmeye başlayacakmış gibi hissediyorum. "" diyen fatihle aynı görüşte o haftasonu.

    fakın koooooooooooooooooooooook :o))

    YanıtlaSil