Bir arkadaşımın rüyası, Nagihan Konukcu'nun. Şahsına münhasır her insan gibi olabildiğince karmaşıktır Nagihanın kafası. Ve her sanatçı ruh gibi ardına kadar açıktır tüm algıları, dolasıyla gün içinde birikip hatta bazen taşıp cereyan yapar içinde. Bu yüzden bazı sorularının cevaplarını rüyalarında alır. Bazen de yeni sorular sorar. Böyle bir rüyada, bundan yıllar önce uyanmadan hemen önce bir cümle duyuyor rüyasında. Ses tanımadık, yüz ise hiç yok çünkü sırtı dönük sesin geldiği yöne. Bu cümleyi duyuyor ve uyanıyor. Hayra yorası olsa da hayra yorulacak taraf bulamıyor, kaldırıyor koyuyor orta vadeli bilinmezler dehlizine. Neden sonra bana anlatıyor bunu, önünde kocaman şeylerin olabileceği bir şiir bence bu, hayatın sırrını bile veriyor olabilir. Oturup düşünüyoruz, birlikte düşünmek çok devrimci bir eylemdir çünkü...
Şimdi yıllar sonra ben bir akşam oturup o sesin alında bir açıklama olduğunu anlıyorum. Oturup yazıyorum. Ha! Duyduğu cümle mi nedir?
"Ne olur bir şiirin ölümünden başka?"
Belki bir gün hiçbir şeyin olması gerekmez. Ölenler kurtulmuş, kalanlar hesaplaşmış, çocuklar her zamanki gibi olurlar. Çünkü şiir çok güzel bir ihtimaldir. Resim yapmak gibidir. Tariflerin en şıkı, kâtiplerin en terbiyesizi ve duyguların en arsızıdır. Kabına sığamayan, sırasını bekleyemeyen, ölümlerden ölümdür. Yalnızca yaşamasını bilirsen, yaşamasına izin verirsen, seni ele geçirmesiyle dalga geçebilirsen. İşte o zaman belki yaşamanın da ölmek kadar gerekli olduğunu, misafirliğin kıymetini ve gerçek hediyenin ne demek olduğunu anlatır sana. Oturup karşılıklı ayaküstü karşılaşmanızın tuhaflığına gülüp, geçici ve seçici şeylerle alay edersiniz. Zamanın lafı geçmez konuşmada, zaman yoktur ya da çantasını çoktan toplamıştır. Kızıl ve ötesi, gezegenler ve dizilişleri, kuantum ve fiziği silikleşir. Matematik sallantıda ve kimya basittir. Ya vardır ya yoktur. Herkesi sosyalci yapmaya niyetli bir gönül girişimidir şiir. Utangaç, bir gözü yerde ama yürekleri hep ayakta olan herkesin sabah ezanı, ibadeti ve sorgu masasıdır. Cevizdir, masiftir, antikadır. Yolsuz yönsüzdür. Antartikada olsan gelir bulur seni, ışığı kuvvetli, algısı açık, ruhu yaşlıdır. Her yaşlı gibi ruhu çocuktur. Asıl konuyu çözmüştür. Bilinmeyenleri kendi haline bırakan, dersiz topsuz fakat gamlı baykuştur. Yengeç burcu olduğu rivayet olunur. Doğru bir işaretle, yanlış yerde, yanlış ayakta bulunur. Önemsemez. Önemsenmesi bundandır. Endişeden azadedir. Gelirsen onunsundur, gelmezsen, yine de bir gün döner gelirsin.
O yüzden bir gün gelip tarttığında kendini, ölçtüğünde ruhun ne kadar çekiyor. Artık dönme zamanı değilse pusulanda, bugün olduğu gibi. Durursun sonsuzlukta, ederi belirlenememiş her ruh gibi, raflar geniş adeta duble yol. Sonra sorar durursun, ne olur diye, olsa olsa ölümü olur senin şiirinin, başka ne olacak ki?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder