Hastanenin kapısındaydık.
Herkes ayrı ayrı hesaplaşıyordu belki de birazdan kaybedeceğimiz adamın anılarıyla. Daha mı iyi olurdu "peki arkadaş, senin dediğin gibi olsun" deseydi. Hepsinin hayatına büyük tesadüflerle bir yerlerinden ortak olmuştu adam, anılarsa çoğuldu. Kışta kıyamette birlikte yürünen yollar, yıllar, isyanlar, sarhoşluklar hepsi yalnız ama bir o kadar da iki kişilik olmuştu. Korkmayın anılarınız da onunla birlikte ölmeyecek demek istiyordum onlara, desem rahatlayacaklardı sanki.
İşgüzar birileri birilerine su,sigara,bisküvi yetiştiriyordu. Bazı insanlar böyle, işsizlikte kendilerine iş yaratıyorlar. İşe yarar oluyorlar böylece. "Çekil lan anımın içinden, vedalaşıyoruz burada" dedim birine, ters baktı. O bisküvi yenecek! der gibi bakıyordu heralde, bazı ritüeller gerçeklerden daha çok tezahürat görüyor.
Sessizlik meşhurdur bir de böyle durumlarda, durup öyle saatlerce uzaklara bakmak. En çok kim sarsıldı testi gibi bir şey sanıyorum. Sessizce telefonumu çıkartıp müzikçaları başlattım. En çok sevdiğim(iz) şarkılardan biri çalmaya başladı. İnsanları en çok yakınlaştıran şeyin müzik olduğunu düşünürüm hep. Melodili konuşurum o yüzden gerekli gereksiz. O sevimli bulur bense gerekli. İrdelemeyiz ama çok, ortak ve iyi niyetli yerlere dokunur içimizde çünkü. Gerekli olduğu kadar sevimli de olabilir bazı şeyler. Ne güzel şeyler. Hep olsalar...
Aynı iç çekişle yaktığımız sigaranın, aynı ihtiyacın, aynı eylemin beş benzemez sebeplerden olduğunu fark ettiğim gün anladım. Kimisi öleni kaybettiği için, kimi öleceğini tekrar fark ettiği için ağlıyordu. Eylemler belirliyordu ortaklıklarımızı, hislerimizi merak eden sayısı çok azdı.
Bekleyiş uzadıkça yani kaybediş süreci kesinleştikçe belki de, o kişiyle ilgili olur olmaz hikayeler anlatılamaya başlanır. "Bir keresinde nasıl da koşarak gelmişti en gerektiği anda, öyle biriydi işte" ler "lise mezuniyetinde yaşadığımız o gerginlikten sonra senelerce bekledi benim aramamı, sabırla" larla boy ölçüşüyor, kimin hayatında kalan iz kiminkinden daha şampiyon belirlenemiyordu.
"Temizlikçi kadın mutfaktaki halıyı yıkatmış, heyecandan yere boca ettiği şarap lekesi dahil hiç iz kalmadı adamdan" dedim. Sanki ölüp gitmişti. Zaten biraz daha zaman geçerse, artık ölse daha iyi olur a gelecekti iş.
Müzikçaları durdurup kalktım. Toplu taşıma bir saatten sonra yok bilirsiniz. Zaten bir insanı çok önemsiyor olmak olur olmadık yerlerde bekleyip durmakla olmaz. Hayatın bizi savurduğu muhteşem uzaklıklarda birbirimizi bulmuştuk biz.
Akşama telefon geldi kardeşinden, hayati tehlikeyi atlatmış. Gözünü açar açmaz galatasarayın maçını sormuş. Biraz su, bir kaç bisküvi yemiş. "Şu an konuşacak gibi hissetmiyor kendini" dedi kardeşi.
"Konuşuruz" dedim. "Hem kuru kuruya konuşmayı sevmeyiz zaten, oturur adam akıllı içeriz bir gün nasılsa, mutlaka"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder