Zamanı geldiğinde beni kıskıvrak yakalayıp gereğinden fazla üzmesi için incelikle planlanarak, katlanarak en bulunası yere konmuş bir mektup. Üzeri dikkatsizce karalanmış, dikkatle bakarsan define haritasına benzeyen bir peçete. Gidilememiş yerler atlası. Kime neyi hatırlattıysa, birlikte dinlendiğinde köpüren, taşan şarkılar. Anlatsan martıların güleceği, anlamayacakları için hiç anlatmayacağın ama bir daha da asla gitmeyeceğin bol martılı sahil kafeleri. Gece yarısı kendini ikna edemeyerek, bağımlı gibi kendini elinde yerken bulduğun tatlı krizleri.
Meksika mutfağı
Kuzu kulağı
Alakasız bir otobüs durağı
Özetle, fiziksel olarak tek başlarına var olan ve olmaya da devam edecek olan her şey, ne zaman iki kişilik oldunuz? Martı önce sen başla. Ya da ben girmeyeyim bu noktada araya, hepinizi ayrı seviyorum, ayrı gıcık oluyorum. Olmadık yere arıza çıkarmayayım.
Peçete mesela, atlas ya da. Başlayın işte bir şekilde, soru da soru değil yani. Utanacak bir durum da yok, ben bizeyiz.
Ne biçim adamsınız oğlum siz. Çok konuştuğum için kaybediyorum gibi bir çıkarımda bulunmuştu edepli insanlar. Siz anca susun.
Korkuyorum şimdi.
Susuyorum.
Konuşmuyorum gibi değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder