Sevgili günlük okuru,
işin gücün peşinde harap olan tiplerden olmasam da, işin kendisi tasma takıp aklıma çekiştirip durdukça, gerek sosyal gerek ailesel gerekse blogsal hayatım aklımın peşinden fırsat buldukça pisleye pisleye gelen bir hale büründü.
2009 un en flaş global konusu (korkusu) olan Swine Flu (domuz gribi), her geçen gün muhtelif kamuoylarında tartışmalar yaratarak kendi çapını giderek büyütedursun, bu kapsamda kendi penceremizden bil(ebil)diklerimizden ve onlara dayanarak verdiğimiz kararlardan dolayı neredeyse her günümüzü aynı konu (korkuyla) geçirir olduk.
Bir önceki yazıda, hayatımın bu döneminin beni asosyalleştirmesinden çıkılan yolculuk, dönüp dolaşıp domuz gribine bağlanmış kalmıştı. Ne olur ? nasıl olur ? u konuşurken, hemen son güncellemenin ardından, eşim derya domuz gribi oldu.
Birkaç gün süren ve şiddetli bir mide keyifsizliği üzerine, kusma ve halsizlik ile başgösteren kritik semptomlar, aynı günün akşamında 39.2 derece gibi ıslak imza bir devamlılık göstererek ve bünyeye eziyet bir tanılama süreci sonrasında kesinleşti.
Zaman zaman ne olur canım grip işte şeklinde olaya yaklaşan insanlardan etkilenmiş olsak da, durum insana tanılanınca, süratle ve fena halde tırsası geliyor insanın. Bütün tırsmalar ve babyboy Sarp altalta konunca, eşin, tecrit edilmesi, bu kapsamda kendi evinden şutlanması gerekti.
O kimi nescafe sıcaklıklarda cayır cayır yanarken, ben de babyboy Sarp (ki hiç bir zaman sadece Sarp değildir) ile başbaşa 5 gün gibi bir süre geçirmek durumunda kaldım. Şu tecrübelendi ki, Sarp , ona karşı sabır bağışıklığı geliştirdikçe birlikte olması daha zevkli hal alan bir olgu.
Annenin eve döndüğü gün neredeyse birlikte uyumayacağımız için üzüldüm(k).
Devrisi kurban bayramı, artık özellik olarak, dünyanın en pahalı kurban bayramı. İstatistiksel dünyada, benzin tüketimi rakamları dışında başka bir konu başlığında da liderliğimiz olması insanımıza geçen bayramlara göre biraz daha ; "dünyanın en pahalı eti kardeşim, nerde istersem orda keserim" lik bir özgüven aşıladı.
Sonuç; bolca yaralı, yaralı insan, yaralı kurban...
Paraları kurbana, kurbanı biraz sofraya biraz toprağa, sofrayı nice sonra kanalizasyona, dolayısıyla paraları bir şekilde kanalizasyona şeklinde devinirken aynı tl rekortmeni gazlar bağırsakda , geliyor aralık bir aralık bularak, kimsenin onu buyur etmesini beklemiyor.
Aylar böyle, ne hasta oluyorlar ne başkalaşıyorlar. Devlet memursal bir ajanda hayatı sürmenin bir ayı sürmenaj etmesi ihtimali onları korkutmuyor. Tayini çıkmasa da, yumruk yaptığımız elde çukura tekabül edip şaşırtsa ya bizi herhangi bir ay, yok, mümkün görünmüyor.
Benim bakış açıma göre, pis , sinirli bakışlı, asık suratlı ve sevimsiz bir ay olan aralık, önümüzdeki kimi günlerde onu heryere yazmam gerektiğinin çok farkında. İşine gelirse gibi bir durumu söz konusu, gelmiyor aslında da, devletin görevlisi, neme lazım, laf etmemek lazım....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder