Bu Blogda Ara

17 Kasım 2015 Salı

Canım

Kanepede. Türlü zamanda ya da şekilde geliyor buluyor aynı duygular seni. Her ne yapıyorsa hayat kendi kendine, yuvarlanıyor aslen. Her şey başladığı yere belli aralıklarla uğruyor. Moda olan her şey belli aralıklarla yeniden moda oluyor, eksik olan tarafların dönüp dolaşıp yine eksik kalıyor bir yerde. Oturduğun kanepe eskisiyle aynı değil, duvarda gözünü dikerek baktığın nokta özenle kapatılarak bir aksesuarla başkalaştırıldı. Görünür dünyanda olan değişiklikler işe yaramaz değil, geçerli değil sadece bazen. Şu an moda olan ve ama seni aynı duyguya götüren o şarkıyı dinlerken, o tablonun arkasındaki duvar çatlağına bakarken içinde bir yer, bir his, bir soru gelip buluyor seni.

Gözlerin biraz bulutlanıyor, düdüklü tencerenin düdüğü çalıyor, çocuklar okuldan dönmek üzere oluyor. Bir adam bir kadını seviyor. Ciğerleri yettiğince şişirdiği balonlarıyla hiç davetli olmadığı bir doğum gününe gitmeye hazırlanıyor. Aklına gitmek istediği yerler, almak istediği şeyler geliyor. Kadın itiraz haklarını, haklılıklarını, anlaşılmazlıklarını bir kutuya koyup bilmediği bir adrese göndermek istiyor. Adam kadına canım diyor, canı elinde büyüyor. Büyüdükçe anlaşılır olur diye düşünüyor. Bir rüzgar esiyor, kadın ürperiyor. Arkasından geldiğini hissettiği şeyin rüzgar olmasından korkuyor. Gölgeler bazen çok şakacı olur diye düşünüyor. Adam bir yol ortasında duruyor. Karşıdan gelen birine sarılıyor. İkisi de buna şaşırmıyor olmaya şaşırıyor. İnsan bir şeyi çok sevdiğinde her şeyi daha çok seviyor diye düşünüyor adam. Yol üstü bir kırtasiyeciden henüz yazılmamış mektupları için kalemler, kağıtlar alıyor. Henüz başlayamadığı şeylere uydurduğu mazeretleri not kağıtlarına yazıp dolabına yapıştırıyor. Her şey biraz sevmekle başlıyor diye düşünüyor kadın. Birisinin onun için şişirdiği balona sevinebilmekle. Vermeyi çok iyi öğrendiği ama almayı cesurca beceremediğini düşünüyor. Hazırlamayı bir türlü beceremediği tek kişilik yemekleri yemek için en az iki kişi olmak gerekir diye düşünüyor sonra da. Adam canım diyor kadına, canı çekilmeden. Her şey biraz daha katlanılır oluyor birden. Korkuyor adam. Kadın. Korkuyor. Nasıl oluyorsa aynı anda korkuyorlar. Nasıl oluyorsa şarkı bitiyor. Düdüklü tencere duyulur oluyor. Kapı çalıyor, çocuklar geliyor. 


Bir daha ki sefere diyorsun. Artık olmayan şeyler üzerinden başladığımda düşünmeye, bulacağım o adamı, o kadını.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder