Kanepede. Türlü zamanda ya da şekilde geliyor buluyor aynı
duygular seni. Her ne yapıyorsa hayat kendi kendine, yuvarlanıyor aslen. Her
şey başladığı yere belli aralıklarla uğruyor. Moda olan her şey belli
aralıklarla yeniden moda oluyor, eksik olan tarafların dönüp dolaşıp yine eksik
kalıyor bir yerde. Oturduğun kanepe eskisiyle aynı değil, duvarda gözünü
dikerek baktığın nokta özenle kapatılarak bir aksesuarla başkalaştırıldı.
Görünür dünyanda olan değişiklikler işe yaramaz değil, geçerli değil sadece
bazen. Şu an moda olan ve ama seni aynı duyguya götüren o şarkıyı dinlerken, o
tablonun arkasındaki duvar çatlağına bakarken içinde bir yer, bir his, bir soru
gelip buluyor seni.
Gözlerin biraz bulutlanıyor, düdüklü tencerenin düdüğü
çalıyor, çocuklar okuldan dönmek üzere oluyor. Bir adam bir kadını seviyor.
Ciğerleri yettiğince şişirdiği balonlarıyla hiç davetli olmadığı bir doğum
gününe gitmeye hazırlanıyor. Aklına gitmek istediği yerler, almak istediği
şeyler geliyor. Kadın itiraz haklarını, haklılıklarını, anlaşılmazlıklarını bir
kutuya koyup bilmediği bir adrese göndermek istiyor. Adam kadına canım diyor,
canı elinde büyüyor. Büyüdükçe anlaşılır olur diye düşünüyor. Bir rüzgar
esiyor, kadın ürperiyor. Arkasından geldiğini hissettiği şeyin rüzgar
olmasından korkuyor. Gölgeler bazen çok şakacı olur diye düşünüyor. Adam bir
yol ortasında duruyor. Karşıdan gelen birine sarılıyor. İkisi de buna
şaşırmıyor olmaya şaşırıyor. İnsan bir şeyi çok sevdiğinde her şeyi daha çok
seviyor diye düşünüyor adam. Yol üstü bir kırtasiyeciden henüz yazılmamış mektupları
için kalemler, kağıtlar alıyor. Henüz başlayamadığı şeylere uydurduğu
mazeretleri not kağıtlarına yazıp dolabına yapıştırıyor. Her şey biraz sevmekle
başlıyor diye düşünüyor kadın. Birisinin onun için şişirdiği balona
sevinebilmekle. Vermeyi çok iyi öğrendiği ama almayı cesurca beceremediğini
düşünüyor. Hazırlamayı bir türlü beceremediği tek kişilik yemekleri yemek için
en az iki kişi olmak gerekir diye düşünüyor sonra da. Adam canım diyor kadına,
canı çekilmeden. Her şey biraz daha katlanılır oluyor birden. Korkuyor adam.
Kadın. Korkuyor. Nasıl oluyorsa aynı anda korkuyorlar. Nasıl oluyorsa şarkı
bitiyor. Düdüklü tencere duyulur oluyor. Kapı çalıyor, çocuklar geliyor.
Bir daha ki sefere diyorsun. Artık olmayan şeyler üzerinden
başladığımda düşünmeye, bulacağım o adamı, o kadını.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder