Küçük küçük meze tabaklarına, oya işler gibi dizilmiş
mezeler. Rakı içmesek, kendi kalkıp gelecek masaya. İlk “için beni, size helal
olsun” diyen Rakı olarak tarihe geçecek. Aydın Boysan o andan sonraki ilk röportajında
bizi anlatacak, ve bütün tarih kitapları bu küçük mucizeyi yazacak senelerce.
Üzmüyoruz Rakıyı, efendi gibi duruyor masanın köşesinde. Favayla göz göze
geliyoruz, çok da sevmem aslında ama hiç fava yapabilen kız arkadaşım
olmamıştı. Kuru cacıkla yan yanalar, ufak bir elektriklenme bile var
aralarında. Servisteki altlıklar tabaklarla kontrast renkte, meze tabakçıkları
beyaz ve diğer ikisinin renginde işlemeli. Ekmek kokusu da gelmeye başladı, yemeden hemen önce kızartmak gerekir çünkü ekmekleri yoksa haksızlık olur hem ekmeğe
hem yiyene. Birazdan hazır olurlar. Onlar da gelince bir fotoğrafını çekmemiz
lazım hemen. Görsün bakalım kocaman banknotlarla masa donatıp foto paylaşanlar
nasıl olurmuş Rakı masası. Sosyal medyadaki küçük izleyici kitlemiz kıskanacaklar,
kıskansınlar da zaten, böyle, kimi konularda insanların önünden iyi örnek olarak
giden şeylere ihtiyaç olur her zaman. Kıskanır da insanlar, oradan anlarsın.En
çok kalpleri sulanarak bakacaklar bu mucizevi sofraya. Düzenine, özenine ve
hazırlayan iki kişinin gözlerinden parlayan ışığa. Aşk içinde, meşk için,
acelesi olmadan, kaba saba anılar uzak bir akrabaya gönderilmiş gibi….
Rakı şişesi devrilmiş masaya yine, kaba saba anılar yatılı
dönmüşler yengemlerden, en göz alıcı meze beyaz leblebi.
Kaç sofradır bekliyorum seni.
Fotoğrafımı görsen, tanımazsın !
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder