Sonra o tanıdık, yumuşak, saçımı okşayan sesiyle başlardı
hikayesine ;
“Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, pireler berber
develer tellal iken…..”
Yerim yönüm kaybolmuş sürüklenirken tatlı bir boşluk içinde,
başlangıç cümlesinden sonra saman içinde kaybolmuş bir kalbur hayal ederdim.
Kalbur nedir görmüşlüğümden değil, neden bilmiyorum. Sanki
pek pis ve düzensiz gibi gelirdi herhalde kulağıma.
Evvel zamanlar, karışık zamanlar, düzensiz, işkilli zamanlar
diye düşünürdüm.
Az sonra dinlemeyi bitiremeden hayaller alemine gideceğim
uydurma hikayeyi çok daha gizemli kılardı işte o kısa tanımlama.
Nereye iz düşsem diye haykırır mıydı nenemin içindeki evvel
zaman hatıraları, kimlerden esinlenirdi de bilinçaltının çetrefilinden kopup
gelirdi o kahramanlar, uyumadan dinleyebilene sormak lazım.
Bir nenem olsaydı mesela bana hikayeler anlatan uyumadan
önce.
Anlatacak mı diye endişelenmeme bile fırsat vermeden. Ben de
oturup “kalbur saman içinde” ye takılarak hayal üstüne hayal kursaydım.
İlk nerede kafama takıldı bilmiyorum ama hikaye anlatan bir
nenem yoktu, sanırım babam da, ya da annem.
Yine de nedense hep aklımı kurcalamıştır, eski pis,
tekinsiz, saman içinde kaybolan kalbur zamanlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder