Bu Blogda Ara

19 Ocak 2014 Pazar

Seçme sapan

Her hikayenin mutlaka çok çekici, bağlayıcı bir yanı, yönü hatta anı yoktur. Çok özel olduğumuzu hissetmek için uydurulmuş genel bir yalandır. Yoksa nasıl ilerleyebiliriz hiç çekici ve özel olmayan anlar toplamı olarak hayatta. Sadece sırdaşına anlatabileceğin zırvalar. Aman kimse duymasınlar. Duysalar neler olur neler, sanki herkes bunun içim ölüyormuş gibi. Bazen güçsüzlükten, bazen değersiz hissetmekten, çoğu zaman her ikisi birden. Uğraş dur kendi kendine. Hiç bir bok yemeden, üstüne koşa koşa gelen, kendi seçmediği olaylara, kişilere karışmak nasıl anlamlandırılır yoksa. Yeterince çetrefil, tüm zamanları dolduran bir yoğunluk ve uğraş uğraş ayakta tutmaya çalışılan bir ilişki olmazsa olmaz. Sonra, koskoca bir sistemin, gürül gürül çalışan bir mekanizmanın çok küçük ve önemsiz bir parçası olduğuna inanmak özlemi. Zaten varolanın muhteşem kabulü! Onca çabadan sonra...

Belki birbirimizden habersiz
Dalgın bakışlarımızın görüş açısında
Farklı yürek acısında
Aynı kafede oturup karşılıklı
Bir şeyler içmişliğimiz vardır.

Aklımdan geçen kalabalıktan
Gözlerim bulutludur
Sen bacak bacak üstüne attığında
Göremediğim ayak bileklerin ise
Suçsuz

Bu kadar basittir işte.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder