Çok güzel ilkbaharlar vardır. Çok tatlı bir uyuşuklukla birlikte uyanışlar. Üzerinden çok geçmiş olmasa bile yeniden keşfetmek gibi doğayı, kendini. Hep umut doludur zaten aynı zamanda, güne, güneşe alışmaya çalışırken ve o yaşadığının farkına vardığın anlarında ki muktedir hissetmenin büyüsü. Olmadık zamanlarda bir sağanağa yakalanarak, hem tetikte hem maceracı ama meraklı ve aç. Özenle katlanıp saklandıktan sonra onlarca zamandır, iyimserliğin kanınla birlikte sulanarak özgürce gezinmesi damarlarında, sana sahip olması gün geçtikçe. Bu dönüşümün verdiği sersemlik, her şeyin sonunda iyi olacağıyla ilgili coşan bilinçaltı ve ne kadar güzel bir yazın seni beklediğiyle ilgili düşünceler.
Bir de çok güzel yazlar vardır. Tabiatla birlikte uyanmış bedenin, yüzündeki yerli yersiz gülümseme, neşe, dost sohbetleri ve gün batımları. Yazın artık burada olduğunu bilmenin ve sonuna kadar, son gün batımına kadar, ilk gerçek üşüten rüzgarlara kadar sonbaharın gelebileceği fikrini güneşte kurumaya bırakmalar. İliklerine işlerken güneş, kapalı göz kapaklarının önünde uçuşan noktalar bile beyaz, bedenin daha taze, kasların gergin, zihnin açık. Her şeyin güzel olduğu, bütün kötülüklere, bütün kışlara ve sonbaharlara değdiğini hissederek affedişler. Bu hafiflik hissi, bu bütün iyi kararların arefesi, birden fazla arpa boyu yol almaya, daha iyiye, daha güzele ulaşmak için hissedilen cesaret.
Çoğu zaman mevsimler ve doğa açısından böyle açıklasam da, insanın yolculuğunda, diğer tüm değişkenlerle birlikte, mevsimlerden bağımsız bu dönemleri yaşadığını biliyorum ve ancak her ikisinde de üstüste gelen ilkbahar ve yaz ancak unutulmaz olur. Hani o yıllardır unutamadığımız, her ipucundan, her sözden bir yerlerini benzettiğimiz, anlatırken mutlu olduğumuz, aklımızı hala alıp götüren cinsten.
İşte onlardan biri değil bu sefer ki, hiç oldu mu? biraz düşünmem gerek. Çok üşütüyor hala içime zorla girerken bile güneş, konuşkanlıklarım, samimiyetim, isteklerim, beklentilerim başka mevsimlerde, ya da mevsimlerden. Çok güzel bir ilkbahar olacaktı bu, bir an için öyle düşünmüştüm. İçten, umut dolu, dürüst. Sonra yaz, cin gibi, güçlü, mutlu.
Hangi yıllarda, hangi hikayelere meze olursan 2012, kimleri ağlatırsan mutluluktan ya da hangi kuytularında hangi tutkulu sevgilileri seviştirirsen, o sende yaşadığı bir anın hayaliyle kimleri teselli edersen et, yine de benim üzgün ikibinonikim olacaksın.
Seni hiç unutmayacağım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder